Mezbahaların duvarları cam olsaydı; bir çoğumuz vejetaryen olurdu

Et yemek, doğa ile olan işlevsiz ilişkinizin bir parçası olabilir mi? Sucuk, Pastırma, somon, kaburga eti ve biftekleri seviyoruz. Çiftlik hayvanlarının gördüğü muameleyi bilsek bu sevgimiz belki de azalabilirdi. Üstelik et ve ürünlerinin kesim koşullarından başlayarak bir dizi mikrobiyolojik ve kimyasal tehlikeden geçerek soframıza geldiğiniz de unutmamak gerek. Mezbahaların bulunduğu bölgeler bazen pek de iç açıcı kokmuyor. Belkide bu yüzden eti servis ederken çeşitli baharatlarla soslar hazırlıyoruz ve bize güzel görünmesini sağlıyoruz.

İnsanlar binlerce yıldır et yiyor olsalar da, insan biyolojisi ile uyumlu değil. Çünkü vücudumuz hala patojenleri ve parazitleri öldürebilecek bir mekanizmaya sahip değil. Lezzetli olarak addediyoruz ama eti pişirmemizin asıl sebebi bu. Üstelik Et Endüstrisi her geçen gün daha çok büyüyor ve büyüdükçe hayvanların birer canlı olduğu değil de ekonomik meta olduğu ağır basıyor



Yeme alışkanlıklarımız eti “kabul ediyor” mu?

Beyniniz  tüketilecek etin ne kadar lezzetli olduğunu bizlere emrediyor. Bu yüzden de önümüzde duran bir porsiyon hayvansal gıdanın gelmeden önce ne aşamalardan geçtiğini pek umursamıyoruz. Oysaki et endüstrisi büyük çiftlikler aracılığı ile hizmetini sağlıyor ve hayvanların gerçekte ne kadar acı çektiğini kimse umursamıyor.

Doğanın bize sunduğu gıda dünyası ise aslında çok bonkör. Et yiyemiyor olsak bile protein ihtiyacımızı karşılayabiliyoruz. Et; ana protein kaynağımız gibi görünse de bu durum aslında sadece bir biyomekanizma işi. Doğadan aldığı bitkisel proteinleri kendi vücutları için kullanan kırmızı et kaynağı hayvanları tüketmek yerine insan biyomekanizması da bitkisel proteinlere açık aslında. Tüm etoburlar için son dakika haberi: İnsanlar et yedikleri için protein almazlar – etten protein alırlar çünkü bu hayvanlar protein içeren bitkileri yerler.


Et yemezsen, proteinini nereden alıyorsun?

Dünyadaki en güçlü hayvanların bazılarının vejetaryen olduğunu biliyor muydunuz? Evet. Gorillerin, bizonların, fillerin, su aygırlarının, zürafaların, gergedanların, atların, manatların, ineklerin ve hatta bunların yanında otçu olan dev pandaların kaba kuvvetlerinden bahsedelim. Kimse onlara proteinlerini nereden aldıklarını sormuyor.

Güçlü hayvanlar sindirim sistemleri bunun için tasarlanmadığı için et yemiyor. Diğer taraftan etçil hayvanların durumu ise farklıdır; keskin köpek dişleri ile eti parçalaya bilirler ama ot oburların mide sistemlerine de sahip değillerdir. Etçillerin sindirim sistemi insanlardan çok daha kısa, daha basit mide odalarına sahiptir. İnsan sindirim sistemleri etin sindirimi için uygun şekilde kurulmamıştır. Etleri bitkilerden ve ürettiklerinden ayırmak için çok daha fazla iş, enerji, enzim ve gaz gerekir. Bu ekstra “iş” beynimiz için çok önemli değildir. Çünkü batı menşeli hızlı gıda (fastfood) sektörü özel soslarla ve bir çok iştah arttırıcı katkı maddeleri ile (her katkı maddesi msg gibi tehlikeli değildir ama) sunum yapar; iştahımızı kabartır.

İnekler, koyunlar, tavuklar, hindiler ve “çiftlikte yetiştirilen” balıklar – insanları beslemek için gereksiz ve insanlık dışı beslenen sessiz milyarlarca canlı…

Toksik et yerine lezzetli organik sebzelerden yüksek protein içeriği ister misiniz? Kuru fasulye ve nohut bunların başlıcalarıdır ve soya, yeşil bezelye, mısır ve ıspanak da kuvvetli protein kaynaklarıdır… Biraz da otsu bitkilere bakacak olursak; kuşkonmaz ve enginar, biraz Brüksel lahanası, brokoli ve mantarlar iyi birer protein kaynağıdır.

Yüksek proteinli meyvelerin tadını da unutmamak gerekir. Şeftali, avokado ve kayısı ile başlayın ve sonra muz, kivi, portakal, böğürtlen ve kavun alın. Bitki dünyasının nimetleri saymakla bitmez.


Geçmişe göz at ve Ülkene güven!

Özellikle İstiklal Harbi zamanlarında hayvansal gıdaların ülkemizde çok az kullanıldığını araştırabilirsiniz. Bitki kaynaklı beslenme ile yedi düvele zaferin nasıl kazanıldığını ders niteliğinde anlatmış atalarımız. Bizlerde dengeli bir beslenme programı ile hayatımıza biraz düzen katabiliriz

Fast Food mu? Fast Food ve AVM’lerde Tüketiciyi bekleyen tehlikeler! yazımızı okuduktan sonra bir kez daha düşünün. Hayatınızdan eti tamamen uzaklaştırmak zor olabilir ama dengeli beslenmeyle bir miktar az hayvansal gıda vücudunuzun işine yarayacaktır.

Ülkemizde mezbahalar batıya göre (dini gereklilikler ön planda tutulduğundan olsa gerek) daha düzenli ve temizdir. Hayvanların refahı ve ölüm öncesi durumları daima Hayvansal Gıdalar İçin Özel Hijyen Yönetmeliği gereği kontrol altındadır. Şu sıralar Hayvansal Gıdaların İthalatı için özel hijyen gereklilikleri kısmında açık versek de ülkemiz et sektörü kendi üretimine geçtiğinde daha güvenilir hale gelecektir.

Biz yine de Et ile olan ilişkimize bir miktar mola verebiliriz. Bitki kaynaklı proteinlerin sağlığımız açısından daha yararlı olduğunu ve bitkisel proteinleri sindirim sistemimizin daha az enerjiyle tükettiğini unutmayalım…

Gıda Sağlıktır; Güvenli gıda sizi doktordan ve eczaneden uzaklaştırır



Kaynaklar

MyFoodData.com
FoodScienceNews.com
NaturalNews.com

Fotoğraf: freestocks.org adlı kişinin Pexels ‘daki fotoğrafı