Gıda İsrafına Karşı “Gıda Etiketleme” Bilimi Geliyor

Covid-19 salgını ile beraber insanlar uzun süre “evdekal” ve “hayatevesığar” kampanyaları ile gıdasız kalabilecekleri endişesiyle karşı karşıya kaldı. Bu endişe ihtiyaçtan fazla gıda stoklama ile devam etti ve bir çok gıda şu sıralar israfın eşiğinde. Ülkemizde de başlayan ve Dünya Gıda Otoritelerinin birinci sırada gündeminde olan durum “Gıda İsrafi” oldu. Çözümü ise; Gıda Mühendisliğinde… Gıda etiketleme; bir bilim haline geliyor ve özellikle bu bilimin en can alıcı noktası da son tüketim ve tavsiye edilen tüketim tarihlerinin belirlenmesi üzerine olacak.

Her ne kadar bazı popüler sosyal medya hesaplarında; ülkemizdeki diyabet ve obezitenin sorumlusu “Gıda Mühendisliği” bilimi sorumlu tutulsa da geçek bu şekilde değil. Gıda Mühendisliği Bilimi; gıda kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirmeyi hedefleyen multi disipliner bir yaklaşım.

Şimdilerde Gıda Mühendisliği Bilim İnsanları ile Çevre bilimciler bir aradalar. Gıda İsrafının önüne geçmek için yeni bir bilim dalı üzerine çalışıyorlar. Gıda Biliminin yüzyıllardır gelişmişliğine bir katkıda etiketler üzerinden gelecek.


FAO:” Gıda Atıklarında Sıfır Tolerans”

Gıda tedarik zincirinin olası olumsuzluklarını en aza indirmek ve Covid-19 salgını gibi küresel boyutta gerçekleşecek salgınlarda önlemleri daha iyi alabilmek adına Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) devrede.

Ülkemizde de gıda otoritesi Tarım ve Orman Bakanlığı Öncülüğünde başlatılan “Gıda Koru” kampanyasını da destekleyen FAO: gıda israfında sıfır toleransı hedefliyor. Gda ürünlerinde düzenleme, standardizasyon ve tarih etiketlemesinin genel olarak anlaşılamaması (örneğin “en iyi” ve “son kullanma tarihi” gibi), gıda atıklarında yılda milyarlarca dolara zarara yol açmaktadır.

Önemli nokta ise, gıda ürünlerindeki tarih etiketlerinin (bebek maması hariç) tamamen üreticinin takdirine bağlı olduğunu ve güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenmediğini üzerine gıda otoritelerinin hem fikir olması. Dünya gıda kodekslerine bakıldığında da gıdaların raf ömrü üzerine yazılmış yasal bir yönergeyi bulmak zordur.


Küresel atıkları önlemek için global tarihleme standardı gelmeli!

Maryland Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, gıda tarihi etiketlerinin arkasındaki bilim eksikliğini netleştirmek için disiplinler arası araştırma ihtiyacını vurguluyorlar.

Çevre Bilimi ve Teknolojisinde araştırma görevlisi yardımcısı ve kağıt üzerinde baş yazar Debasmita Patra, Çevre  “Etiketleme, tada veya başka bir şeye dayalı olarak üreticinin en iyi tahminidir ve bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Ancak gelecekteki amacımız, gıdaları etiketlemenin en iyi yolunun bilimsel olarak kanıtlanmasıdır. Tarih gıda güvenliği endişelerini artırabilir, ancak tarih etiketleme ve gıda güvenliği şu anda birbirine bağlı değildir, bu geniş bir karışıklık kaynağıdır ve milyarlarca dolar bu nedenle çöp kutusuna gitmektedir.” diyor.

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yürüttüğ Gıdanı Koru kampanyasının verilerinde göre Türkiye’de bir hanenin ortalama gıda israfı 352 TL tutarında. Ülkemizde her yıl 18,8 milyon ton hacminde gıda kaybı ve israfı gerçekleştiği tahmin ediliyor.

Çalışmanın ortak yazarı Doçent Paul Leisnham ise, “Gıda atıkları gıda güvenliği için önemli bir tehdittir.” Diyerek şöyle devam etti: “Tarih etiketlemesi  karışıklığına bağlı gıda atıkları artıyor.” Bu yüzden dünya çapında bir standarın gelmesi gerekliliğine vurgu yapıyorlar.


Çevre Bilimciler ile Gıda Bilimciler bir arada

Çalışmaya  Beslenme ve Gıda Bilimi doçenti Abani Pradhan ve doktora sonrası arkadaşı Collins Tanui de bilgisayar destekli gıda kalitesi ve güvenliği yönünden destek veriyorlar.

Gıda israfı ve tarih etiketleme üzerine gelecekteki araştırmaların alt yapısını oluşturan ekip; Gıda bilimi, çevre bilimi, sosyoloji gibi bilimlerin disiplinler arası bir yaklaşım gerektirdiğinin altını çizdi. Leisnham’a göre ” Bu çevresel bir konudur, ancak perakendeciler, yemek servisi sağlayıcıları ve çeşitli tüketiciler dahil olmak üzere birden çok paydaşın bilgi, tutum, algı ve sosyal davranışlarını içerir. ”

Pradhan, “Deneysel ve matematiksel modelleme çalışmalarındaki uzmanlığımı kullanarak, gıda ürünlerinin kalite özelliklerini, raf ömrünü ve gıda bozulma riskini bilimsel olarak değerlendirmeyi amaçlıyoruz” diyor.

Bu, gıda ürünlerinin zamanından önce atmak yerine belirtilen tarihlerin ötesinde kaliteli olup olmadığının belirlenmesine yardımcı olacak. Devam eden ve gelecekteki araştırma bulgularımızla gıda israfının azaltılması hedefleniyor.

Araştırmacılar; maksimum etkiye sahip olmak için daha fazla işbirliğinin önemi vurguluyorlar. Ekip içinde yer alan gıda bilimciler; “Gıda herkesin hayatında yer alan bir şeydir ve bu yüzden herkesin iyi bir gıda yöneticisi olması gerekir.” diyorlar

Tarih etiketlemede güçlü bir bilimsel kanıtlar henüz yok ama bu etiketler insanların satın alma davranışını yönetiyor. Hali hazırlada ki teknikler; mikrobiyolojik olarak çabuk bozulan gıdalar için; etkileyen mikroorganizmaların yaşam eğrilerinin tespiti üzerine. Uzun süre stoklanabilen  gıdalar için ise; zamanla oluşabilecek duyusal kalite kayıplarına istinaden şekilleniyor. Bu yüzden halen mikrobiyolojik olarak bozula bilen gıdalarda tam tespit edilebilme durumu bilimsel olarak olumlu kabul edilmekte ve etiketlere “Son tüketim Tarihi” olarak yazılmakta. Uzun süre dayanan gıdalarda ise TGK Etiketleme ve Tüketici Bilgilendirme Yönetmeliği gereği “Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi” verisi yazılmakta. Ancak, Tavsiye edilen tüketim tarihi geçtiğinde ürün kullanılmalı mıdır? Ya da tavsiye edilen tüketim tarihi ne kadar geçerse kullanılmalıdır? İşte bu yeni bilim bu sorularımızın yanıtını da ortaya çıkaracaktır.



Kaynaklar

  • Tarimorman.gov.tr
  • Fao.gov
  • Umd.edu
  • Debasmita Patra, Paul T. Leisnham, Collins K. Tanui, Abani K. Pradhan. Evaluation of global research trends in the area of food waste due to date labeling using a scientometrics approachFood Control, 2020; 115: 107307 DOI: 10.1016/j.foodcont.2020.107307