Türkiye’nin İlk Endüstriyel Enzim Üretim Fabrikası Açıldı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank tamamı yerli ve milli sermayeyle kurulan, Türkiye’nin ilk Biyoteknoloji Endüstriyel Enzim Üretim Fabrikası olan LİVZYM ‘in açılışına katıldı.

Türkiye’nin ilk Biyoteknoloji Endüstriyel Enzim Üretim Fabrikası LİVZYM; 3. Tarım-orman şurası ile alınan; Kamu, Özel Sektör ve Üniversite İşbirliği kararının bir ürünü.

Enzimler; bir çok gıda katkı maddesine nazaran daha biyolojik ve daha çevreci olması ile ön planda yer alıyor. COivd-19 pandemi ile öne çıkan bio-güvenlik ve gıda güvenliği konuları için önemli bir adım.


BİO-GÜVENLİK, SİBER GÜVENLİK VE GIDA GÜVENLİĞİ, ÖNÜMÜZDEKİ ON YILLARIN GÜNDEMİ OLACAK

2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyarı, ülke nüfusunun ise 100 milyonu geçeceği tahmin ediliyor. Artan nüfus ile birlikte tüketimin artacağı buna karşın kaynakların yetersiz kalacağına değinen Sn. Pakdemirli; “Tabi bu akışın istikametini; bugünlerde alınan kararlar,  bu süreçte uygulanan politikalar ve bundan sonra ortaya konulacak olan bilimsel, sosyal ve iktisadi duruş belirleyecek. Pandemi sonrası dünyada, üç ana unsur daha fazla önem kazanacak. Bio-güvenlik, siber güvenlik ve gıda güvenliği, önümüzdeki on yılların gündemi olacak” dedi.

Her 9 insandan birinin açlıkla mücadele ettiğini günümüzde  dünyada üretilen gıdanın 3’te 1’inin israf edildiği bilinmekte. Bakan Pakdemirli’ye göre: Bugünlerde alınan tedbirler ve hazırlanacak eylem planları gelecek için tek çıkış yolu olabilir.   Acil tedbirler, akıllı planlamalar ve acil eylemleri harekete geçirecek olan yegâne yol da; araştırma-geliştirme, yani AR-GE faaliyetleri…


TÜRKİYE’YE NE KAZANDIRACAK?

Endüstriyel enzimlerin üretiminde LIVZYM’de hayata geçirilen üniversite-sanayi iş birliği modeliyle biyoteknoloji alanında teorik ve de pratik sahibi insan kaynağının yetişmesi sağlanacak. Tamamı Türk ekiple, tasarımdan kuruluma kadar iki yılda gerçekleştirilmiş olan fabrika kurulumu sayesinde Türkiye, benzer tesislerin gelecekteki kurulumları için de kritik bir know-how kazandı. LIVZYM’de kazanılan yetkinlik, tecrübe ve tesis altyapısı ile aşı üretimi, hormon üretimi, biyoteknolojik ilaçların üretimi, vitamin, antibiyotik ve amino asit gibi değerli kimyasalların üretimi, Afrika’dan Rusya’ya kadar olan bölgedeki ilk endüstriyel enzim fabrikası konumundaki LIVZYM, dönem içerisinde kapasite artırımıyla, tüm bölgeye ihracat yaparak ülkemize döviz girdisi sağlayacaktır.



“BU FABRİKA ÇOK BÜYÜK HİZMETLERLE ANILACAK”

19. yy son çeyreğinde keşfedilen enzimler ve enzim teknolojisi, gıda üretim teknolojilerinin geliştirilmesinde,  gıda verimliliğinin arttırılmasında çok büyük önem arz etmekte. Tarımda ağırlıklı olarak gıda ve yem sektörlerinde, tarım dışında ise; aşı, kâğıt, tekstil, deri, ilaç, kimya, biyoloji ve tıp gibi birçok alan ve sektörde kullanılan enzimler;  daha basit ifadeyle verimliliği ve üretimi artıran, maliyeti düşüren faydalı dostlar olarak kabul edilmekte.

Enzimler; bir gıda ürünü veya hayvan yeminin protein yapısıyla reaksiyona girerek, onu daha verimli hale getiriyor. Oluşan güçlü yapı, gıdaların sindirilme oranını arttırarak, insan vücudunun ihtiyacını daha kolay şekilde karşılıyor. Aynı şekilde, hayvan yemlerine katılan enzimler; sindirilebilirlik oranını ve yemin besleyici özelliğini de artırıyor. Örneğin hayvan beslemede kullanılan kaba yemde  sindirilebilirlik oranı yüzde 40 civarında iken, enzim kullanılan yemlerde bu oran yüzde 60’a kadar çıkabiliyor. Yani daha az yem kullanarak, daha kısa sürede canlı ağırlıkta ve verimde artışlar sağlıyor.  Enzim teknolojisi ile zaman daha etkin kullanılırken verim ve üretim de arttırılıyor.


ENZİMLER DİĞER KATKI MADDELERİNE GÖRE DAHA ÇEVRECİ VE UYGULAMASI KOLAY

Ayrıca enzimlerin, biyokimyasal özellikleri ile diğer katkı maddelerine göre daha çevreci ve uygulaması kolay alternatifler olduğunu belirten Pakdemirli “Buradan şunun altını özellikle çizmek istiyorum; Enzim’de GDO bulunmaz. Enzimler, mikroorganizmalardan elde edilen protein bazlı ürünler olduğundan ve DNA’sı bulunmadığından dolayı, GDO’lu ürünler sınıfında değildir. Aynen insan sağlığında kullanılan aşılarda ya da ekmekte kullanılan mayalarda olduğu gibidir. Bu nedenle güvenle, içimiz rahat olarak enzim kullanılmış ürünleri kullanabilir ve tüketebiliriz. Tabi burada daha önemli bir hususun daha altını çizmekte fayda var: Dünya’da enzim sektörünün 8 Milyar dolar gibi büyük bir pazarı var. Önemli bir biyoteknoloji altyapısı gerektiren bu alanda Kuzey Amerika, Kanada ve Danimarka’nın hâkim olduğunu görüyoruz. Tamamına yakınında dışa bağımlı olduğumuz bu alanda, biz de; yıllık 120 ila 150 Milyon dolar arasında ithalat yapıyoruz. Ve bu pazarın yüzde 23’lük önemli bir kısmını gıda enzimleri oluşturuyor. Ülkemizde enzim ihtiyacının yaklaşık %35’i gıda sanayinde kullanılıyor” dedi.


ENZİM İHTİYACI YERLİ VE MİLLİ ÜRETİMLE KARŞILANACAK

LİVZYM Biyoteknoloji Araştırma Geliştirme Fabrikası sayesinde Türkiye’nin, enzim sektörüne hızlı ve kararlı bir giriş yaptığını ifade eden Bakan Pakdemirli “İnşallah gıda, yem gibi birçok üründe enzim ihtiyacımızı, bundan sonra modern teknolojilerle, yerli ve milli üretimle karşılayacağız. Teknolojik ara ürünlerde artan fiyatlardan da, tüketicinin nihai ürün bazında en az seviyede etkilenmesini sağlayarak, gıda ve yem güvenliğinde alt yapımızı daha da güçlendireceğiz. Bu fabrikada ilk etapta, ülkemizde en çok kullanılan üç enzimin üretimi yapılacaktır. Kademeli olarak başlayan üretimle, öncelikle günlük 10 ton sıvı enzim üretimi ile ithalatın onda birini, bir yıl içinde 30 ton sıvı enzim üretimi ile ithalatın dörtte birini, üç yıl içinde ise firmanın ilave yatırımlarıyla beraber ithalatın önemli bir kısmını yerli üretimle karşılamayı hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Afrika’dan Rusya’ya kadar, bu bölgedeki ilk endüstriyel enzim fabrikası olan bu tesisin, bundan sonra benzer fabrikaların artmasına öncülük edeceğini belirten Pakdemirli “Böylece, 1,5 Milyara dolara ulaşan bölgesel enzim pazarında, Türkiye inşallah önemli bir ihracatçı ülke konumuna ulaşacaktır” diye konuştu.


DÜNYAYI DOYURAN ÜLKE, TÜRKİYE OLACAKTIR

Ülkemiz tarım ve gıda sektörünün 2053, 2071 hedeflerine ulaşmasında katalizör olarak, biyoteknoloji alanını ve daha özelde de enzimleri gördüğünü vurgulayan Bakan Pakdemirli “İnşallah bu yatırım; Ülkemizde biyoteknoloji alanının üretim ve ticari olarak gelişmesine rehberlik edecek büyük bir hizmet olacaktır. Ve inanıyorum ki; teknoloji ile tarımın yolunun kesiştiği projeleri, birer birer devreye aldıkça, sahaya indirdikçe; dünyayı doyuran ülke, Türkiye olacaktır” açıklamasını yaptı.

Bu hedef doğrultusunda gerek duyulan bazı yasal düzenlemelerin yapılması için çalışmaların devam ettiğini de söyleyen Bakan Pakdemirli, tarım arazilerinde izinsiz ve plan dışı hareket edenlere yönelik yasa teklifinin meclise sunulduğunu, bununla birlikte gıdada taklit ve tağşiş yapanlara karşı caydırıcı cezaların uygulanması konusunun da mecliste olduğunu ifade etti.

Kaynak: T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı