Buğday ve Yer Fıstığının Alerjenik Etkilerinin Azaltılması

Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı, bugüne kadar içinde buğday ve yer fıstığının da bulunduğu gıda alerjilerinin büyük bir çoğunluğuna neden olan 8 büyük gıda grubunu açıklamıştır. Amerika Crop Science Society’nin üyesi olan Sachin Rustgi, bu yiyecek türlerinin alerjenik etkilerini azaltmak için üretimi nasıl kullanabileceğimizi araştırmakta.

HAZIRLAYAN: BERNA TAN

BU ALERJİ TÜRLERİNİN ÖNÜNE GEÇİLEBİLİR Mİ?

Buğday ve yer fıstığı nedeniyle ortaya çıkan alerjik reaksiyonlarbu gıdalardan kaçınarak önlenebilir. Fakat, söylendiğinde her ne kadar basit gibi gelse de, bunu pratiğe dökmek oldukça zordur. Bu iki gıdayı beslenmenin güç merkezleri olarak düşünebilirsiniz. Sizin bu gıdalardan kaçınmanız bir nevi sağlıklı yiyecek seçeneklerini yok saymanız demektir. İlk önce buğdayı ele alacak olursak, buğday vitamin ve lif açısından çok ciddi bir enerji kaynağıdır. Buna ek olarak, yer fıstığı da protein, vitamin ve iyi yağların alımının sağlanmasında önemli bir rol oynar.

Gıda alerjisi olan insanlar her ne kadar bu gıdalardan kaçınmaya çalışsa da, bunlara maruz kalma riskleri oldukça yüksektir. Bu durum, özellikle fıstık alerjisi bulunan insanların hastanede yatışına neden olabilir. Ayrıca, günümüzde bu gıdalara alerjisi olan birçok insan için bunlardan kaçınmak bazı nedenlerden dolayı, ki bunlar coğrafi, ekonomik veya kültürel nedenler olabilir, kolay değildir.

ALERJENİK ETKİLERİN AZALTILMASINDA MÜHENDİSLİĞİN ROLÜ

Günümüzde buğday ve yer fıstığının alerjenik etkilerini azaltmak için bitki ıslahı ve genetik mühendisliğinden yararlanılmakta. Buradaki amaç ise; yiyecek alternatiflerini arttırmak. Buğday için yapılan çalışmada araştırmacılar “gluten” ismi verilen bir grup proteine odaklanmaktadır. Ekmek unundaki gluten, hamuru elastik hale getirmekle birlikte aynı zamanda ekmeğin çiğneme yapısına da katkıda bulunuyor. Diğer bir taraftan, çölyak hastalığı olan bireyler için de bağışıklık reaksiyonunun açığa çıkmasına sebebiyet veriyor. Buna ek olarak, çölyak hastası olmayan birçok insanın gluten hassasiyeti de bulunmaktadır. Bu da, çeşitli olumsuz semptomların yaşanmasına neden olmaktadır.

Bunun önüne geçmek için araştırmacılar, daha düşük gluten içeriğine sahip buğday çeşidi üretmeye çalışıyorlar. Tabii bunu yapmak kolay değil. Buradaki zorluk, gluten genetiğinin karmaşık doğasında yatıyor. Çünkü, bu buğdayın yapılması için gereken bilgi, buğday hücrelerinin DNA’sında saklı. Buradaki olay, tek tek gluten proteinleri yapmak. Fakat, bu proteinleri yapmak için gereken talimat hücrelerinin farklı genlerde bulunması da işin diğer bir zor tarafı.

Örneğin buğdayda bu gluten genleri bir hücrenin DNA’sının her tarafına dağılmış durumda. DNA’nın pek çok bölümü glütenin oluşturulmasında rol aldığından dolayı da daha düşük gluten içeren buğdayları üretmek de bir hayli zor. Yer fıstığı, içinde 16 farklı alerjen olarak tanımlanmış protein içerdiğinden dolayı bunun içinde durum aynı. Tüm yer fıstığı proteinleri eşit bir şekilde alerjenik etki göstermez. Yer fıstığı olan kişilerin yarısından fazlasında 4 protein alerjik bir reaksiyonu tetikler. Buğdaydaki gluten genleri gibi aynı şekilde yer fıstığı alerjeni genleri de yer fıstığı DNA’sına yayılır. Rustgi ’ye göre bu kadar çok hedefi tetiklemek mevcut teknoloji ile bile kolay bir iş değil. Rustgi ve ekibi şu anda diğerlerine nazaran daha az alerjen olarak bunların yerini alabilecek birçok buğday ve yer fıstığı çeşidini test ediyor. Bu düşük alerjenik çeşitler, yüksek verim veya haşere direnci gibi arzu edilen özelliklere sahip mahsul çeşitleri ile yetiştirilebilir.

ASIL AMAÇ NEDİR?

Buradaki amaç, ticari olarak yetiştirilebilen düşük alerjenli buğdayın geliştirilmesidir. Günümüzde geleneksel ıslah çabalarına ek olarak ve yer fıstığındaki alerjenik proteinleri azaltmak için genetik mühendisliğinden de yararlanılıyor. Örneğin, “CRISPR” adlı bir teknoloji sayesinde bilim insanları bir hücrenin DNA’sında çok hassas değişiklikler yaratabiliyor. Rustgi buğdaydaki gluten genlerini hedeflemek için şu anda bu teknolojiyi kullanıyor çünkü CRISPR olarak adlandırılan bu teknolojideki ilerlemeler, araştırmacıların aynı anda birçok geni hedeflemesine olanak tanıyor.  Hücreler artık belirli proteinleri yapmak için bu genleri okuyamayacak duruma geldiyse “CRISPR” tarafından hedeflenen genler değiştirilebiliyor veya mutasyona uğratılabiliyor.

Ayrıca, Rustgi’ ye göre buğdaydaki gluten genlerini bozmak, önemli ölçüde daha düşük gluten seviyelerine sahip buğdayın üretilmesine yardımcı olabilir. Benzer bir yaklaşım fıstıkta da işe yarar ve bir protein, birçok glüten geni için ‘ana düzenleyici’ görevi görür. Rustgi bunun önemli olduğunu vurguluyor çünkü ana düzenleyiciyi bozmanın, buğdayda glüten miktarının azalmasına neden olabileceğini ve tek bir geni hedeflemenin, birkaç gluten genini bozmaya çalışmaktan çok daha kolay olacağını düşünüyor. Rustgi, buğday ve yer fıstığını, özellikle kaynaktan yoksun koşullarda yaşayanlar olmak üzere pek çok kişi için başlıca protein kaynakları olduğunu ve buğday ve yer fıstığını herkes için uygun hale getirmenin uygun yollarını bulmanın çok önemli olduğunu vurgulamakta.

KAYNAKÇA

sciencedaily.com